TAŞKÖPRÜ HALK EĞİTİMİ MERKEZİ

Tarihçe Personel Misyon-Vizyon
Mevzuat Yayınlarımız
Mesleki Kurslar Sosyal ve Kültürel Kurslar Okuma Yazma Kursları

É SÖZCÜK VE DEYİMLERİMİZ Ê

 

 

 

TAŞKÖPRÜ ÇEVRESİNDE KULLANILAN ÖZEL DEYİMLER SÖZLÜĞÜ

 

Derleyen: Necati DOĞANÇ*

A

aba : 1. abla; 2. kalın kumaş palto

abanmak : bir şeyin üzerine kapanmak, yüklenmek

abdeslik : el ayak yıkama yeri

abey : ağabey

abuksapuk : saçma sapan

acı : ekşi

acuk  : yabani elma cinsi meyve

âcuk  :  azcık

adak :  bir dileğin yerine getirilmesi için allah’a adanan  kurban vb.şeyler

adamluklu :  hatır sayan , saygıda kusur etmeyen

afur : ahırlarda hayvanlara yem konulan yüksek yer

ağıl : davar ahırı

ağırbasma : uykusu gelme

ağızlık : su yolu kavşağı

ağmak :1.eğilerek yayılmak, 2.tırmanmak

ağnamak : anlamak

ağnamıyo : anlamıyor

ağnanmak : yatıp yuvarlanmak

ağrı : doğru

akça : beyaz ,ak

akıldene-akıldane : akıl veren , yerine göre ükela

alabele : karışık renkli

alaf : ateş,hayvan yiyeceği

alaflamak : 1.ateşlemek , 2.silahı ateşlemek, 3.hayvana ot saman vb yiyecek verme

alagarga : 1. saksağan, 2.iddiaya giren iki kişinin arasında üçüncü kişinin faydalanması

alak : tarla ,bahçe içinde ki tahtadan yapılmış kulübe

alarmak : yüzün kızarması,kızarmak

alaş : daha çok beyazı olan karışık renk

alaz : hafif ateş

alber : getir

alma : elma

altıparmak : boyuna kalın çizgili üçetek,saman atmaya yarayan büyük yaba

amaskene : erik çeşidi (köçekli yöresi)

amel : ishal

amıca : amca

amrukmak : heveslenmek, imrenmek

anaç : işin kurnazlığı yönünde usta olan

anadut : üç parmaklı deste atmaya ,sap toplamaya yarayan araç

anca : ancak

añız : ekin biçildikten sonra köke yakın kalan kısım

anteri : gömlek

apaz-hapaz : avuç içi, avuç

apışmak : şaşırmak

ardılmak : yaslanmak ,tutunmak

arık  : tarla içinde pulluk yada kürekle yapılan bölümler

arkalayı : gıyaben ,arkasından

artuk : sofrada yada yendikten sonra kalan yiyecek artığı

aşermek-aşyermek : kadıların hamileliklerinin ilk aylarında değişik yiyecekleri istemesi

aşlak : elma ağacı fidanı, fidan

avanak otu : sigara

avara : boş,işsiz güçsüz,avare

avkuru : yanlamasına

avlu-havlu : evlerin altındaki boşluk

avu-ağu :  zehir

avuz :  yavrulamış ineğin ilk sütünden yapılan tatlı

ayaklık:sokak kapısı eşiği,ayakkabılık

ayaksınmak: zahmet etmek

ayakyolu: hela

ayana: ay anne,ay ana

ayanguru: ayakta kendiliğinden kurumuş ağaç

ayaz:soğuk rüzgar

aydaş: zayıf ,cılız çocuk

aymak: kendine gelmek ,sonradan hatırlamak

ayruk:bir çeşit ot

azarmuk: azarlama işi

azık:çobanların yada yola gidenlerin sırtlarına sardıkları yiyecek

azınsımak:az bulmak

 

B

badı: kaz

bağır: göğüs

bakacak: ahşap köy evlerinin salonlarında penceresiz ,camsız sokağa bakılan yeri

bakraç: su taşınan kova ,helkek

bandumak: bandırmak ,batırmak

banmak: ekmek batırıp yemek

batya: hamur teknesi

beh:peşinat ,kaparo

behlemek:

bekitmek: kapatmak

beklik: kabızlık

bel: bahçe ve tarlada toprağı karıştırmak için kullanılan kalın kürek

belemek: bebeği beşiğe yatırıp bağlamak

belenmek: yerde yuvarlanmak,üst başın toz toprak olması

belleme: at ve eşeklerin sırtına eğer ve semer altına konulan keçe

belleme: toprağı kürekle alt üst etme

bellü: bilinen,belli

belürsüz: bilinmeyen,belirsiz

beñilemek: aniden ürkmek

beñiş:dişi domuz

beya: bayağı,oldukça

beygir: at

beynamaz: namaz kılmayan

bezmek: bıkmak

bıcıkı: birazcık

bıcımık: minnacık ,ufacık

bıdıkı: küçük

bıldır: evvelki yıl

bınak: hafızası zayıflamış

bıtırak: diken

bızlacı-bızalacı: büyük başlarda hamile hayvan

bızlamak: ineğin yavru yapması

biki:bazı

bildük: bildik,tanıdık

biliş: tanış

binek: binilecek hayvan

bisleğeç-bisleeç: sac üstünde ekmek çevirmeye yarayan alet

boğce: bugece

boğez: bu kez ,bu sefer

boğsuluk:çatı ile tavan arasında kalan boşluk

boğür: belin yan tarafı

borana:sarımsaklı yoğurt ve yağda yapılan yumurtanın karışımıyla yapılan yemek

bostan: mısır,fasulye,sebze tarlası

boyna: devamlı,sürekli

boyunduruk: öküz ve mandaların koşumuna yarayan araç

boz: sürülmemiş tarla

bozgavuran: hıdrellez’ den sonra olan ,sebzeleri yakıp kavuran soğuk

böğürmek:bağırmak

börtdümek: haşlamak

börtüböcü: haşere

böyböy: büyük anne ,babaanne

buba: baba

bulgurşak: küçük taneli dolu

buymak:   çok üşümek

buzlacı: doğum yapacak hayvan

büber: biber

bükelek: sıcak havalarda ,sinek yüzünden hayvanların kaçması

büñek: buzağıların annelerini emmesini engelleyen dikenli ağızlık

bürlemek: kapatmak ,örtmek ,sarıp sarmalamak

büşümek : pişirmek

büşüdüm: pişirdim

 

C

caba: topraktan yapılmış içinde yemek pişirilen kap

calay: sağır ,dilsiz

cam: pencere

care: sigara

cazu: cadı

cedelleşmek: mücadele etmek,münakaşa etmek

cenber-çenber: kadın baş örtüsü

cıbır: tüysüz, gelişmemiş,cılız

cıbırga: cevizi ağaçtan indirmek için kullanılan ince uzun sırık

cıkgada-cıtgada: azıcık

cılaz: cılız

cılıgan: oyun bozan

cılımak: oyun bozmak,sözünde durmamak

cıpcıbır: çırıl çıplak ,üzerinde hiçbir şeyi olmayan

cırlamak: ötmek ,lüzumsuz yere konuşmak

cırmık: tırnakla yapılan iz

cırmıklamak:tırnaklamak

cırtlak:lüzumsuz yere ,ilgisi olmayan yerde konuşan

cıscıvlak: çıplak, tüysüz

cızlamak: ürpermek

cice: hala

cimcüklemek: çimdiklemek

cimpiri-cinibiz: küçük yapılı,hareketli,yaramaz

cincile:ekmeği ve yemeği yapılan mantar çeşidi

civek: kıvılcım

cizleme: cıvık hamurdan tavada yada sacda yapılan yağlı ekmek

coge: minik,cüce

coğüz: ceviz

cöbü: çömlek

curuk-cırık: 1.küçük,2.ezik ezilmiş

 

Ç

çağıl: tarla ve bahçe kenarlarında harç kullanılmadan taşlarla örülen duvar

çakıldak: su değirmenlerinde ayar çubuğu

çakır: mavi gözlü

çakmak : bir işten anlamak

çalak:ırmak ve çay kenarlarında tarlaları su ve selden korumak için ağaç dallarından  yapılan büyük ve sağlam set

çalgu: çalgı

çalguç: yetişkin uzun dişli domuz

çalkama : tereyağı,pudra şekeri ile çırpılarak elde edilen macun

çalmak: sütün yoğurt yapmak için mayalanması

çalu çırpı: ince dal, ince odun

çalu: ince dallı  küçük ağaçlar

çaluntu:yeni yapılmış taze yoğurt

çandu-çatma: ağaçların çatılarak yapılmasıyla oluşan ev,samanlık

çapaçul: dağınık,tertipsiz,düzensiz

çapmak: koşmak

çaput: kullanılamayacak kadar eski kumaş parçası

çar : kadınların başlarını örtmekte kullandıkları büyük baş örtüsü

çardak: ahşap binalarda salona verilen isim

çatak- çatuk: 1. ağaçların dallarının birleştiği yer, 2. iki yolun birleştiği yer

çatmak : Üzücü olaylarla karşılaşmak, uğramak

çaylık: köylerde çamaşır yıkanan yer

çecik: eklem yerleri

çeç: buğdayın savrulduktan sonra taneli samanlı kalan kısmı çekerek gidilişi

çekiş: kavga

çemek-çömek: öğendirenin  baş tarafına takılan yassı demirden yapılmış alet

çençenleme: çok konuşma

çentük: ağaç vb . şeylerde bıçakla açılan iz

çepel: kirli ,karışık, yaramaz

çepiç: yaşlı kısır keçi

çıkı: azık ,bohça

çıkım: ekin biçerken ,kendir çekerken tarlanın bir ucundan diğer ucuna biçerek yada

çıkışmak: azarlamak

çıkrık:ipliği masuraya sarmak için kullanılan masurayı takıp döndürmeye yarayan alet

çımkı: küçük çubuk

çıvgın:kamıştan yapılan ok benzeri oyuncak

çile: 1.dert,huzursuzluk,2.yumak olmamış iplik bağı

çimmek :yıkanmak

çirpi:ağaç dallarının çok ince olan parçaları

çiten: ahırda yeni doğmuş hayvanlar için ayrılmış bölüm

çiyit: çekirdek

çokmak: köpeğin havlaması

çokratma: yemek çeşidi

çoñ: hayvanlarda kuyruk sokumu

çongal: birbirine bitişik

çöğdümek: 1-ayakların yardımıyla basarak yada elle asılarak bir tarafa devirmek,2-ayakta işemek

çöğmek: işemek

çökelez: sincap

çökmek: sütün bozulması

çökü: evli kadınların başlarına taktıkları başlık

çördük : yabani meyve

çörek: fırın yada ocakta yapılan ekmek

çörü: pasaklı

çözgü:bez dokuma işliklerinde yapılan işlem

çözme : el dokuması bez

çufal: çuval

çufalduz: çuvaldız

çükündür: pancar

çüş: at ve eşekleri durdurmak için söylenen söz

 

D

daban: tarlayı düzlemekte kullanılan ağaçtan yapılmış araç

dadak: bebek yiyeceği

dağnamak: ayıplamak

dakılmak:sataşmak

dakım daklavat: bir işte kullanılması gereken araç gereçlerin tümü

dakım: sigara ağızlığı

dakım:sigara içmek için kullanılan ağızlık

dakışmak: sataşmak,peşinden ayrılmamak

dalapsamak: at ve  eşeklerin çiftleşme arzusu içinde olma durumu

dalaş: köpek kavgası

dallamak: karıştırmak ,iyilerini ayırmak, seçmek

dam: hayvan barınağı, ahır

dangalak:kendini beğenmiş ,ukela

dangırdamak: gelişi güzel ,bağırarak konuşmak

daraba :1.tahtadan yapılmış çit, 2.köy evlerinde salondan dışarıya bakmak için kullanılan penceresiz yer,bakacak

daş : taş

davar: koyun ve keçiye verilen ad

dayak: kağnı arabasının okunun birleştiği yere bağlanmış,arabayı ayakta tutmaya yarayan ağaç kazık

debelenmek: tepinmek

debertmek-debeşlemek: deşmek, karıştırmak,ellemek

değirmi : yuvarlak

değirmilik :başa örtülen eşarp veya yemeni

değmen: değirmen

deh: at ve eşekler için kullanılan hareket emri

dek durmak: düzgün durmak

dek gelmek: 1.uymak aynısı olmak,2.rastlamak,3.isabet etmek

dekleştirmek: tamamlamak

demin: biraz önce

depestü: baş aşağı,tepe üstü

depük-depmük: tekme

depüklemek: tekmelemek

deste:buğday ve arpa tırpanla biçildikten sonra küçük öbekler halinde bir araya getirilmesi

destimen: mendil

devdala: iri yarı kocaman

devek: kabak,salatalık vb. bitkilerin kök ve gövdesi

deyda: daha orada ,işte orda

dıbırga: saçsız,kel

dığdının dığdısı:uzaktan akraba

dıkılmak: tıkılmak ,batmak

dıkım: lokma

dıkınmak: yiyecek atıştırmak

dıkıvi: yiyiver

dıkmak: yemek yemek

dıncıkmak: içlenmek,duygulanmak,ağlamaklı olmak

didi :söyledi,dedi

didiklemek: çok ince parçalara ayırmak

didişlemek: gelişi güzel karıştırmak

didmek:1. tavuk, horoz vb. hayvanların gagalaması,ısırması 2. çok ince parçalara ayırmak

dikelmek-dinelmek: karşı gelmek

diñek:dik duran

dingildemek: iki yana sallanma

dink:buğdayı keşkek haline getirmek için kullanılan içi çukur büyük taş

dirgen:uzun saplı çatal şeklinde daha çok ağaçtan yapılmış sap ve saman atmaya yarayan

diri efe:çok güzel ,çok iyi

dirlüksüz: geçimsiz,dirliksiz

divan: aynı muhtarlığa bağlı mahalleler

diyon : diyorum

diyze-deyze: teyze

dizlik: uzun paçalı don

dogu: erkek hindi

doğah:koşum hayvanlarını durdurmada kullanılan söz

dokuma: uzun sırık yada sopayla ceviz vb. meyveleri ağaçtan düşürme

dolak: çarıkların üzerine ayak bileklerinden dize kadar sarılan yünden dokuma

dolama: bohça

don : kilot

dongra:vücut da birikmiş bulunan kir,daha çok el üzerinde olan kir,pas

dölük-delük: delik

döngel: muşmula da denilen yabani meyve

döşek: yatak

dumo-dumoğu: grip,nezle öksürük olma

duş: siper,gizlenecek yer

duta:meyveye zarar vermeden daldan elle toplamak

düğe: 1.ineğin dişi yavrusu,2.yavrulamamış dişi sığır

düğen: buğday ,arpa saplarını kırmak tanelerini ayırmak için

düñürşü: damat ve gelinin ana ve babalarının akrabalık durumu

dürü:1.düğün olmadan önce kız tarafının yakınlarına alınan hediyeler,2.düğüne davet ederken yakınlara verilen hediyeler

düzen: bir iş için kullanılacak araç ve gereçlerin tümü, düzenek

düzenbaz- düzenci: yalancı ,hilebaz

düzme: uydurma

 

E

ebişek: kanlıca mantarı

ecir: sabır

êcük: az, azıcık

ecünnü :

efe: güzel ,iyi

eğirmek: ip bükmek

eğlek-eğrek:hayvanların öğle vakti dinlendikleri su başları

eğretü: eğreti,uydurma, gelişi güzel

eğşi: ekşi,meyvelerden yapılan marmelat

ehil:eş ,koca (köçekli )

ehlim: eşim ,kocam

ekin :buğday,arpa gibi tahıllar için kullanılır

ekleşmek:sataşmak ,musallat olmak

elber:götür

elet:götür

eletmek: alıp götürmek

ellik:eldiven

elti: erkek kardeşlerin hanımları

emi:he mi,tamam mı,anladın mı

emme:ama

emmi:amca

encik:kedi yavrusu

eñek :karasabanın elle tutulacak yeri

enemek:erkek sığırların hayalarının sıkılması yada alınarak kısırlaştırılması

enenmiş: kısırlaştırılmış

engâre : angarya

entari : kadın elbisesi

enûk:köpek,köpek yavrusu

erinmek:üşenmek

erkeç: erkek keçi

ersün-ersiren: ekmek hamurunu alma ,kesme aleti

erük: erik

essah: sahi,gerçek

esvap: giyecek

eşelek :meyvenin yendikten sonra arta kalan kısmı

eşinmek:hayvanların ön ayakları ile toprağı eşmesi

eşük:çukur,eşik

etene : yavrulayan hayvandan düşen parça,et parçası

evcümen:evine bağlı

evir:çekilip kurutulmuş kendir çubuklarının deste haline getirildikten sonra yağmurdan korumak amacıyla dikine bir arada toplanması

evlek:tarlayı ekime hazırlarken bölümlere ayırmak

evmek:1.acele etmek,2.özenmek,fazla incelemek ,bir şeyin üzerinde ısrarla durmak

evsoğuz :eğmek, bükmek

eyin: elbise, üst baş

eylenmek:1. dalga geçmek,2.beklemek

eyleşmek:beklemek

eyninde : üstünde başında elbise anlamında(eyninde göyneği yok)

eyoğü: kaburga kemiği

ezen: ezan

 

F

fanfanlamak:elden ayaktan düşmek, ihtiyarlamak

fehim :anlayış

fehimli: anlayışlı

fehümsüz:anlayışsız

ferfene : kebap paylaştırma işi

ferik:1.piliç,2.genç güzel

ferk: sürülerek nadasa bırakılan tarla

feslek:bezelye

feşel:haşarı,yaramaz

fır dolayı:çepeçevre

fışkı :artık,pislik birikintisi

fışlamak:1.yoğurdun bozulması ,ekşimesi 2.hamurun fazla kabarması

filke:musluk,daha çok kovalara takılan musluk

fina fes: süslü kadın başlığı

fingirdek: hareketli,oynak,yerinde duramayan

firaset: beceri,kabiliyet

firasetlü: becerikli,kabiliyetli

fistan :kadın elbisesi

fişek: 1.yayık yayma aracı,2.tabanca ,tüfek mermisi

fişirdek: fazla hareketli,olur olmaz yere burnunu sokan

fol:yumurtalıkta bırakılan yumurta

folluk:tavukların yumurtlama yeri

 

G

ga’le almak:önemsemek

gabalak:geniş yapraklı,kabağa benzeyen bitki

gabalayı:tahmini

gadak: kardeş (köçekli yöresi)

gafa kaadı: nüfus cüzdanı

gağışdamak: sürtünmekten çıkan ses

galafat: kağnı arabalarının üzerine konulan ot,buğday sapı vb. şeyleri taşımaya yarayan alet

galag: 1. burun kemiği,2.şapkanın siperliği

galan: artık

galbur: kalbur

galemşe –gılemşe:yabani kuşkonmazın yenilen sürgünü

galender: kalender,iyi karakterli

galle: patatesten yapılan bir yemek

gama:1.bıçak,2.odun yarmak için kullanılan büyük ağaç çivi,3.ağaçlarda aşı yaparken

gancık: dişi

ganere: başı boş gezen sahipsiz köpek

ganere: başı boş gezen sahipsiz köpek

ganıksama: alışma ,kanıksama

ganluca:mantar türü,kanlıca

ganrılmak: yıkılıp devrilmek

ganruk: 1.kırılmış ağaç dalı,2.kambur olan

gap gara: simsiyah

gapatma: metres

gapcuk:1.mısır koçanının dış kabuğu,2.tüfek ve tabanca mermilerinin kovanları

gapgaşuk: tabak ,kaşık

gara:1. kara ,siyah,2.esmer

garagavuk: yenilen yabani ot

garaltu: hayal meyal görünen, karartı

garasakız: çam sakızı

garavana:büyük yemek kabı

garık: kabak,salatalık vb. sebzelerin tohumlarının dikimi için hazırlanan yer

gasben: kasdi,kasıtlı

gasbenlik: inadına,kasden

gasiyen: kusmak

gasnak: kasnak

gasu: ahırda buzağıların konuldukları yer

gasuk:   kasık, bacakların vücut la birleştiği yer

gaşo :kaşağı

gaşuk: kaşık

gaşukluk: kaşıklık,kaşık konulan yer

gaşuntu: kaşıntı

gavi: sağlam, kavi

gavralamak: kavralamak,sıkı tutmak

gavruk: ateşte,yada güneşte yanmış, kavruk

gavuç: fıtık olan kimselere verilen isim,lakap

gavur kürkü: ateş yakılarak yapılan bahar kutlaması

gavur: 1.düşman,2.müslüman olmayan yabancı milletler için  kullanılır

gavut: meyve kurusu ve tahılların öğütülmesinden meydana gelen un

gavza: iç dünyası,ruh hali

gayınna:kayınvalide

gaykılmak: bir tarafa yatmak

gaynamak: şaka ile karışık rahatsız etmek

gaynata: kayınpeder

gaypak: sözünde durmayan ,kaypak

gayrı-gayrık: bundan sonra, bundan böyle

gazel:mısır bitkisinin yaş veya kuru gövdesi

geber: öl

gebermek: ölmek

gebre: hayvanların sırtını temizlemek için kullanılan kalın keçe

gecene: tahtadan yapılmış, iki kişi ile yük taşıma aracı

gelepceklü:hastalıklı,maraz

gelebe:  1.sarılmış iplik,2.kuyu dolabı

geme: kuyruksuz iri fare,sıçan

geri yanki: arkadaki,geride kalan

getü: getir

gevmek :1-ağızda bir şey çiğnemek,2-biriyle dalga geçmek

geyirmek: ağızdan gaz çıkarmak

geyrek: kaburga

geysi:çamaşır,elbise

geysilik:çamaşırlık,çamaşır yıkama yeri

gıcı:çam kozalağı

gıdık: çene altı

gıdırgıymuk: azar azar, küçük küçük

gıldırdamak:tıkırdamak,gürültü yapmak

gıldırtı:tıkırtı gürültü

gılıbık: eşinin sözünden çıkmayan erkek

gınnap: kındap,ince bükülmüş kendir ipi

gırbo: kurbağa

gırna: zayıf, çelimsiz

gıruk: kırık

gıt dutmak: az tutmak,teğet geçmek,değip geçmek

gıt: eksik ,az,yetersiz,kıt

gıtmür:cimri, kıtmir

gıvıç: çamlık alandaki humuslu toprak

gıyak:güzel

gıygaşuk:yarı açık kalmış ,aralıklı

gıyışayuk: yenilen yabani ot

gıymak: acıma hissi,kıymak

gıynak :parça ,kenar

gızansak:çiftleşme arzusu duyan köpek

gidişme: kaşıntı

gine: yine

girüntü: 1-başka yerden gelip yerleşen,2-iç güyo,iç güveyi

gobel:1.yaramaz ,haylaz,2.annesi ,babası olmayan çocuk

goca:1.koca,2.ihtiyar yetişkin

gocunmak:alınmak

goçak-goçmar: yenilebilir mantar türü

gofur:kendini beğenmiş

goğün yüzü: gök yüzü

golük : eşek

gopça : kopça, düğme

goraf:1.kesilip istif edilmiş odun 2.istif edilmiş küme

gotüme: götürme

gov: kov,şikayet,laf taşıma

govsak: hafif aralık

govsek-gövsek: hayvanların çiftleşmeyi arzulaması

goyu: torba yoğurdu

gozalak: kozalak

göcen: tavşan yavrusu

göğermek:1.morarmak,2.olgunlaşmak

gök: 1.mavi,2. gökyüzü

gölbez: köpek yavrusu

gölbez: ufak gelişmemiş kendir

gömgök: masmavi

gön: sığır derisi

görebi-görebe: diken kesmek için kullanılan uzun saplı kesici alet

göresi gelmek: özlemek

götlek: ibne

götü gara: yenilebilir mantar türü

götü: götür ,al git 

götümek: götürmek,alıp gitmek

götün götün:geri geri gitmek

göv-göğ:gök yüzü

gövlek:çiftleşme arzusu olan büyük baş hayvan

göynek: gömlek

göynük: verimsiz arazi

göynümüş: iyice olgunlaşmış,içi geçmiş

gözer-gozer:buğday elemek için yapılmış kalbur

gubar: tasa üzüntü

gubat : kaba,kaba görünüşlü

gubur: lağım

gubür:  evin içinde süpürüldükten sonra ortaya çıkan toz ve çöpler

gudekçi: 1.oyunda ebe

guma : kuma, evli kadının üstüne gelen kadın

gumpiri-gumpil: patates

gundak: yavru

gundak:1.kedi ,köpek yavrusu,2.deste haline getirilmemiş kendirin bir kucağı

gunnacı:yavru yapacak hayvan

gunnamak:hayvanın yavru yapması

gurtlanmak: 1-şüphelenmek,2-kıskanmak

guruluk:evlerin önünde yada yanında eşyaların ,araç gereçlerin yağmurdan korunması

guş ekmeği: kuşekmeği,yenilen yabani ot

guşluk: çatıya çıkılan yer

guyo: damat

guz: güneş görmeyen ,kuzeye bakan yer

guzgunluk:çatıya çıkılan yer

guzlacı:yavru yapacak keçi,koyun

gücük:1.şubat ayı,2.küçük

güdek: 1.nöbet,ebelik sırası,2.kısa

güdük: küçük kalmış, kısa boylu

günücü:kıskanç

günülemek: kıskanmak

güvendim: sevindim

güvenmek: sevinmek

güvlek:1. kuyudan su çekmek için kullanılan kova ,2. tahtadan yapılmış kova

güyo : damat

 

H

habire-hebire: devamlı,sürekli

haçan : her zaman ,devamlı

hak:1.tahıl ölçmeye yarayan kap,2.düğünlerde gelin almaya gitme

hakçı: düğün alayı,gelin almaya gidenler

halbüsem: halbuki

halıkmak: gelişmek ,büyümek

halıkmamak: gelişmemek, büyümemek

hambar: ambar, büyük kiler

hamla: hamle

hamur: makarna  vb. yiyeceklere verilen isim

hapaz:avuç

harar: harhar, büyük çuval

harman: buğday,arpa vb. ürünlerin bir araya toplanıp hasadının yapıldığı yer

harnapa: karnı büyük,çok yiyen hayvan

hasıl: hasat zamanında elde edilen ürün

hastağuç:hastalıklı

hatıl: kalın tahta

havayi: ayakları yere basmayan ,aylak

hayat: davar ağılı

hayıflanmak: üzülmek

hayta: yaramaz

helkek:kova ,bakraç

hengâme-hengeme:gürültülü yüksek sesle anlaşılamayan konuşma

herif:adam,erkek

herkil : tahtadan yapılmış,içine tahıl ve un konulan büyük sandık

hıltar:buzağıların boynuna bağlanan bezden halka şeklinde  yapılmış tutacak

hıltar:kadınların başlığını boyunlarına tutturmaya yarayan boncuklu ip(köçekli)

hıra –hire: yaşca küçük olan kardeş (germeç)

hımbıl : ağır, tembel

hipçi-höpçü : kavak ve söğüt dallarının sürgününden yapılan düdük

hobu:iri yarı

hodul: konuşmasını ve davranışını bilmeyen ,kaba

hokra: zayıf hayvanların sırtında oluşan mevsimlik ur,besiyi aldığı zaman kaybolur

hokracı : bedavayı seven

hol: yumurtalıkta bırakılan yumurta

holluk:tavukların yumurtlama yeri

hortlu: öksüz ,kimsesiz

horuz vâtı: horoz vakti, sabahın alaca karanlığı

hosmak: böceklerin ,arıların sokması,ısırması

hoy hoy: boşta gezen ,işe yaramayan

höbelek: mantar ismi

hurmak: vurmak

hurtuna: fırtına

husa: kaygı ,endişe

husasuz:kaygısız,tasasız,sorunsuz

huysukmak:huylanmak, şüphelenmek

hüren: (köpekler için) havlayan

hüşgü: parçalanmış ,yıpranmış

hüşgüsü çıkmak:kullanılamayacak hale gelmek,iyice eskimek

 

I

ıbrık: ibrik,ağzından başka ince borusu olan daha çok bakırdan yapılmış olan su kabı

ıccacuk: sıcacık

ıccak: sıcak

ığılığıl:ağır ağır derinden

ığınmak: ıkınmak

ıkıldamak: inilemek

ımızganmak:1-uyumak,içi geçmek,2-bir işi  yaparken yavaştan alma,

ırak : uzak

ıramak:uzaklaşmak

ırazı: razı

ırgalamak: 1.sallamak,2.ilgilendirmek

ırgat: tarım işçisi,ekin biçen tarım ,işçisi

ıslak: yaş

ışmar: kaş, gözle yapılan işaret

 

İ

ibi: hindi

ibük: horoz,hindi vb. hayvanların başının üstünde bulunan girintili çıkıntılı daha çok tüysüz

iç göynek: içe giyilen uzun kollu fanila

içigızıl: yenilebilir mantar çeşidi

idare : fener

ifil ifil:rüzgarın hafif esmesi

iğdiş: enenmiş,kısırlaştırılmış at ve eşek

ikisi: pazar

ikürcüklenmek: şüphelenmek

ilahna-inahla: lahana

ilik : düğme deliği

ilişmek: 1.dokunmak rahatsız etmek

iliyen: leğen

imeci: imece

imük:  imik

inek kömüşü: dişi manda

iskembe : sandalye

işgil:1.şüphe ,2.kendirin lifi ve kecini bir arada işe yaramaz olan dolaşmış şekli, artığı

işgillenmek: şüphelenmek

işi gıcartmak: işi bozmak

izinneme: izinname ,nikah işlemlerinin sonuçlanması

 

K

kakmak:çakmak,çivilemek,sokmak

karacalamak:1.herhangi bir şeyin ilk halinin  bozulması, karıştırılması, ellenmesi ,2. karların eriyip  yer  yer toprağın ortaya çıkması

kaşıkçatma:düğün sahibinden gençlerin para veya hediye istemek için sofradaki yemeğin etrafına kaşıkları dizmesi çatması

kayık: karda  üstüne oturularak kaymaya yarayan  kızak

kecin :kendirin lifinden sonra kalan artığı

kek: mısır sapı,gövdesi

kelebe-kelebek:çile iplikleri masuraya sarmada kullanılan alet

kelek: 1.ham olmamış,2. yanlış,3. hayvanların boynuna yakılan büyük zil

kelem : lahana

kelez: zayıf ,çelimsiz

kemük: kemik

kemüre: hayvan dışkısı ,gübre

kerata: 1. ayakkabı çekeceği, 2.yanlış,3.sevimli çocuk

kesgü: ağaç kesmeye yarayan alet,keser

kesmen: kestirme, kısa yol

kesmük: harman artığı buğday başağı

keşgek: keşkek,pişirilip dövülerek yemek için hazırlanan buğday ve yemeğin adı

keşik : sıra ,nöbet

kete:fırında ekmek yapılırken ekmek hamuruna şeker ve yumurta katılarak yapılan kurabiye

kevgür: kevgir

kevük: harmanda veya samanlıkta sap çekmeye yarayan ucu çengelli ağaç

kıç: arka taraf

kın: bıçak kabı

kırışak:kibirli ,kendini beğenmiş ,dangalak

kıt: az,yetersiz

kıtıbiyoz: cimri ,eli cebine gitmeyen

kıvıldamak : kımıldamak

kıyak: güzel

kıyı: tarla ve bahçe kenarına çalı ve dallardan örülerek yapılan çit

kile: tahıl ölçüsü

killik: erişte makarna,fasulye,bulgur,pirinç,soğan ve tereyağla yapılan bir çeşit yemek

kiremüt: kiremit

kiren : kızılcık

kirez: kiraz

kirli çıkı: zengin

kirman: ip bükmek için kullanılan alet

kirpit: kibrit

kirt:pek ,sıkı,sert

kodaksız: kısır

körükmek:korkmak

kozak: tanesi alınmış mısır koçanı

kömüş:manda

kösüre –kösire: balta ve bıçakları bilemeye yarayan büyük yuvarlak bileği taşı

köş:odalarda pencere kenarına boydan boya tahtadan oturmak için  yapılmış sedir

köşk:tarla ve bahçelerde tahtadan yapılmış baraka yada küçük ev

köy göçeren: yabani ot

kubat-gubat: kaba

kumpiri-gumpiri-gumpil:patates

kürsü: tahtadan yapılmış arkalıksız  küçük oturak

kürümek:toparlamak,temizlemek

 

L

laf: söz

lakırdı: laf ,söz

landun: süslü at arabası,fayton

leş: hayvan ölüsü

löbben: dana oyununda ortadaki büyük çukur

löblöbü: leblebi

 

M

mada: iştah,içialmak

mahansumak-mehensimek:önemsemek,değer vermek,ciddiye almak

mahna: bahane

maksuz: mahsus

malak: manda yavrusu

malmasat: büyük baş hayvanların tümü

mancar: yabani ot

manşa: maşa

maraz:zayıf ,cılız

masura: iplik sarılan büyük kenarsız makara

mâsuz:mahsus,asılsız,şakadan

mataf: manifatura

maydalak:aptal ,şaşkın

mayıs:büyükbaş hayvan dışkısı

maynak: ayak uçlarını içe doğru basanlar için kullanılan söz

mecelleşmek: mücadele etmek, uğraşmak

meles: köpeklerde tasma ,boyunluk

mendek: kedi yavrusu

menemşe – menevşe: menekşe

met: sopayla oynanan çocuk oyunu

meydaniye: boyuna ince çizgili üç etek

meymenet: 1. hayır,2. tip

meymenetsiz: hayırsız,tipsiz suratsız,şekilsiz

mıh: çivi, büyük çivi

mıhlama : daha çok yumurta ve soğan ile yapılan yemek türü

mıhlamak:  vurmak

mıncıklamak: ellemek ,karıştırmak

mındar: 1.pis ,kirli,2.islâm‘a göre eti  yenmeyen, helal olmayan hayvan

mırt mırt: cimri

mısmıl: islam’a göre eti helal olan hayvan

mızıkçı: oyun bozan

mızırdamak: huysuzluk yapmak,lüzumsuz konuşmak

mızmız: geçimsiz, huysuz, beceriksiz

midare:minnet ,ihtiyaç

midaresiz: minnet etmeyen ,ihtiyacı olmayan

miltan: gömlek

misir: mısır

miyancı: arabulucu

miyane: 1. çorba çeşidi,2. yemeğin katkı maddesi(yağ,tuz,un,salça vb.)

müzüm-müzim : lüzum

 

N

naâda:ne kadar

nacak: küçük balta

nağada:ne kadar

nahak :Boşu boşuna , boş  yere

nâkıs:cimri

nalin:nalın ,takunya

nallama : tahtadan yapılan tavan döşemesi

namazlo: üzerinde namaz kılmak için kurutulmuş,tabaklanmış koyun yada keçi derisi

namlu: tırpanla biçilmiş ekinin deste olmamış hali

nasibet: sebep

naşba-nişapa:metalden ,bakırdan yapılmış su içmeye yarayan saplı bardak, maşrapa

nebiyin: bilmem,ne bileyim

neşt: inekleri yönlendirmek için kullanılan bir söz

netame: dayanıklılık

netameli:dayanıklı ,sabırlı

nettin:ne yaptın nasılsın

nevir:surat ,yüz,sima

nevirsüz: suratsız

nodul-nadul:koşum hayvanları için kullanılan uzun sopanın ucuna takılmış olan ince çivi

 

O

o gâh: koşum hayvanlarını yönlendirmek ,hareketini sağlamak için kullanılan söz

oğmak-oğuşlamak: ovmak, ovalamak

oklaaç: oklava

okuyucu: düğüne davet için görevlendirilen kişi

oldum olası:eskiden beri

oluk: çeşme yalağı

onca: o kadar çok

onmak:iyileşmek,düzelmek,kendine gelmek

oyma:eski evlerde odalarda duvarın içine oyularak yapılmış küçük raf

 

Ö

ödek: korkak

ödlek: korkak

öğendire-ürgendire: koşum hayvanlarını yönlendirmek için kullanılan ucuna ince çivi takılmış uzun sağlam sopa

öğnük-öğnüklük: kadınların elbiselerinin önüne belden bağlanan kumaştan yapılmış önlük

öğsü: ocakta yakılan odun

öğürmek:kusmak için boğazdan çıkan ses

öleşmek : paylaşmak

öllünkörü:elinin körü

öndünç: ödünç alma

öreke :ip bükmeye, kıvırmaya yarayan alet

örü: saç örgüsü

örük: erik

örükleme : 1. ağzına kadar tepeleme doldurma,2.hayvanı urgan ya da  iple otlakta ,çayırda bir yere bağlama

örüsger-evüsger: rüzgar

öte gitmek: uzaklaşmak,uzak durmak

öteberi:1.çeşitli eşya,2. çeşitli yiyecek

ötiyanı: 1. öte taraf ,2. ahiret

ötürük olmak: ishal olmak

ötürük:ishal

öykelenmek: öfkelenmek

 

P

paça: 1.pantalonun  uç kısmı ,2.hayvanların kafalarından ve bacaklarından yapılan yemek,3.şalvar

paçallık-paçalık: ahırda hayvanların dışkılarının toplandığı yer

pakla: fasulye

papara:1. ekmek parçalarıyla yapılan yemek ,2.azarlama

paparayı yemek: azar işitmek

parpulamak: azarlamak ,dövmek

pata-patana: patates

patlanguç: ağacın özünün çıkarılarak yapılmış oyuncak

payanda : herhangi bir yeri ayakta tutmak için ağaçtan yapılmış destek

peket: paket

peklemek: temizlemek, paklamak, süpürmek

pempe: pembe

perişga :tatar,sarımsaklı yoğurt katılarak yapılan ev işi makarna

peşgür-peşkür:el ve yüz kurulamak için yapılmış eldokuması

peştamal: dokuma bezden hamam havlusu

pılı pırtı: günlük kullanılan eşya

pırlama : uçma

pırsımış: suyu çekilmiş,yumuşamış

pırsmak-pısmak: korkmak ,geri çekilmek

pırtı: eşya

pines: ahırda buzağıların konulduğu küçük bölüm

pini: köpek yavrusu, köpek

poğ: 1.elde taşınan bohça,2. bohça

potak: ayı yavrusu, domuz yavrusu

pöçük: 1.keçi kuyruğu,2.kebapta kuyruğa yakın yer

pöçüklü: saçları dağınık, bakımsız olan kimse

pöğre:ağaçtan yada topraktan yapılmış küçük su borusu

pölüt: meşe palamutu

pörtlek: patlak

pörtlemiş: patlamış

pözü: bir ekmeklik hamur

purç:bakımsız ağaçların dallarında yetişen asalak bitki

pür: çam yaprağı

 

R

rahmet: yağmur

reçber-leçber: çiftçi, rençber

 

S

sacıyak: odun ocağında üzerine tencere, sac vb. şeylerin konulduğu üç ayaklı demirden alet,sacayak

saçak: binaların kiremitle örtülen çatı kısmı

sadalamak : 1-sayıklamak ,2-çok istenilen bir şeyin adını devamlı olarak söylemek

sağ: kendirin taranmışı

sağduç: dâmada eşlik eden bekar genç

sağulu: süt veren hayvan

sako-sakoğu: sakağı, hayvan öksürüğü

salma :başı boş

salmalık: hayvanlar için kullanılan başı boş araziye bırakma

salta: üzerlik,cepken

sarlaşma:yapışma bırakmama

sarsuk-samaruk:aptal kafası çalışmayan

savak:su kanallarında suyu yönlendirmek için yapılan kapak

sayır sayır :Hızlı takılmadan

sayvan:üzümün sarması için ağaçtan yapılmış yüksekçe yer

sede: meyveler için kullanılır,berelenme ,yaralanma

sedir:odalarda bir köşeden bir köşeye kadar oturmak için tahtadan yapılmış yer

selavatlamak: uğurlamak

seme:1. uykulu yorgun,2. aptal

semet: düğünün ertesi günü damat evinde yapılan eğlence

sepetlik : ahırların önünde saman yada saman sepeti konulan yer

sepgen: ince ufak yağan dolu

seren : kuyudan su çekmeye yarayan sırık

sergen: odaların duvarlarına bir tahta ile yapılmış büyük raf

serit:çevirme kebabın terbiyelenmiş yağı

serme : yufka ekmeği

setikli : iri,bakımlı,etine dolgun(setikli tavuk)”köçekli yöresi”

seyitmek- seyirtmek: koşmak

sıkı:elma ve pancarın ,pekmez ve marmelat yapmak için suyunu çıkarmaya yarayan ağaç oluk

sıkma : hamurla sıvı yağda kızartılarak yapılan tatlı

sınamak:denemek

sındu : makas

sınur-sunur: sınır

sırnaşuk:ayrılmayan,yapışkan

sırtarma : karşı gelme

sıynak :kendir çubuğunun soyulduktan sonra elde kalan lifi

sıvarmak : tarlayı sulamak anlamında kullanılır

sıvışmak: kaçmak kurtulmak

sima: yüz çehre

sini: büyük tepsi

siymek: ayakta işemek

sobe- sobü: çocuk oyunu ,saklambaç

soğmek : küfür etmek

sokak: ahırda hayvanların dışkılarının toplandığı yer

sorak:bebeklere bez içinde verilen tatlı,yalancı meme

sormak: emmek

soymuk: baharda çam ağacının kabuğunun çıkartılarak içzarının yenilmesi

sökül: hayvanların kuyruğundaki beyazlık

söyletmelik:el öpmede  damadı konuşturmak için verilen hediye

suğlem: doğru,düzgün

sundurma:

sübek: beşiğe yatırılan bebelerin küçük çişlerini yapmaları için çüküne takılan ağaçtan yapılmış alet

sünepe-sülepe: dağınık ,bakımsız ,kendine bakmayan ,beceriksiz

sürgüç:bulaşık yıkamak için kullanılan bez

sürunge:ekmek fırınını temizlemek için kullanılan ucuna bez takılmış olan uzun ağaç

süsmek:hayvanların kafalarıyla insana ya da başka bir hayvana saldırması

süymek: bir malın tutulması,çok satılması

 

Ş

şabap: şakacı

şakaşuka :köçekli yöresinde oynanan seyirlik oyun

şaplama : tokat, şamar

şapşal : aptal şaşkın

şartôsun: yemin çeşidi,şart olsun

şeher-şeer: şehir

şık:kiraz çekirdeği (germeç ,ersil köyü

şindik : şimdi

şinik:tahıl ölçeği

şirnet : şımarık ,belacı,yılışık

şirnimek : şımarmak

şişe : zemin tahtası ile duvar kenarını kapatmaya yarayan çıta, süpürgelik

şuaccuk-şuğaccuk: şu kadarcık

şüngürşek: şimşek

 

T

tafra : sinir

tatar:sarımsaklı yoğurt katılarak yapılan ev makarnası

tava gulpu: bacakları oluşmamış kurbağa yavrusu

teber: küçük balta ,nacak

tebsermek:hafif kurumak,ayazlanmak

tef: çalgı olarak kullanılan kasnak üzerine deri geçirilerek yapılan alet

telbüstelbüslük :

teleme:dayanıksız zayıf

temek-tömek: ahırdan hayvanların dışkılarının atıldığı delik

tentene:tığla yapılan el işi

tenuke: teneke

tevatür: çok fazla abartılı

tez: çabuk

tezikmek:korkarak birden hareket etmek, ürkmek

tezili-tezülü: aceleci

tıkır: ağaçtan yapılmış su kabı

tınar:samanla karışık tahıl yığını

tırampa: mal değişimi,takas

tırpan: ekin biçme aracı

tiril tiril : ince giyinmek

tokaç : Ağaçtan yapılmış çamaşır yıkamada kullanılan araç

toklu: iri, yaşlı koyun

tolaşuk-dolaşuk: 1.küçük ince işe yaramaz kendirin karışmış,dolaşmış hali,2. tekin olmayan

toluş-toruş:gücü yetmeyince desteklemek, güç vermek

tosbağa –tosgumboğu: kaplumbağa

tot: kalın kısa ağaçla sopayla vurularak oynanan oyun (köçekli)

töyfem:tuhaf

tufa: yüzün yan kısmı,avurt

tuyumuna: tesadüfen ,bilmeden ,bilinçsizce

tükan: dükkan

tünek:tavukların dinlenmek için çıktıkları yüksek yer

 

U

uçkur-ukcur:eskiden donlarda lastik yerine kullanılan uzun bez ya da ip

uçmak: çok hızlı,çabuk koşmak

uğra: hamur açarken ekmek yaparken kullanılan un

uğuşlamak:el ile ovalamak

upuslu: akıllı,olgun

uslu başlı:1. aklı yerinde,yaramaz olmayan,2.aklı başında yaşlı insan

uslu:1.yaşlı,olgun,aklı başında,2.yaramaz olmayan çocuk

uşak devşek: çoluk çocuk

uşak: çocuk

uylaşmak:anlaşmak

uymak: bulaşmak,sataşmak

 

Ü

üçbarmak: uzun saplı,üç parmaklı ,ağaç dalından yapılan ,sap ,saman atmaya yarayan alet

üçü: pazartesi

üğrumek-ürgelemek: bebeği, beşikte sallamak

ürün : süt ,yoğurt

üstün körü:gelişi güzel,düzensiz ,rasgele

ütülmek: kumar yada bir iddia sonunda kaybetmek

üvez :hayvanlarda bulunan küçük parazit

üzülme : yıpranıp,eskiyip kopma noktasına gelme

 

V

valâ- valla: vallahi,  yemin çeşidi

vala: yünden yapılan kalın kışlık kumaş

vi: ver

vih-viyh:1.vah,2.vay

vire: devamlı,sürekli

virecek: verecek

 

Y

yaba:harmanda kullanılan ağaçtan yapılmış olan tınar savurma aracı

yabancıladı:

yağır : kir

yağlangaç-yağlaç: sacda ekmek yaparken ekmeği yağlamak için kullanılan sopanın ucuna takılmış yağlama bezi

yal: daha çok köpekler için yapılan sulu  hayvan yemi

yalak: 1. ahırın ortasında hayvanların dışkısının toplandığı yer,2.çıkarcı,menfaati için yapamayacağı şey olmayan

yamçi : atın üst arkasına koyulan yünlü ,süslü,püsküllü keçe (köçekli)

yanpiri: yanyan

yañşama:lüzumsuz,gereksiz çok konuşma

yarinsi gün: yarın, ertesi gün

yarma :1.buğday ve arpanın değirmende hayvan yemi olarak iri öğütülmesi,2.yaş odunun iri parçalara ayırıp kurutulmuş hali,3. insanlıktan uzak olan kişi

yarsımak: beğenmek, imrenmek

yaslâç: üzerinde yufka ekmek açmaya yarayan ağaçtan yapılmış araç, yassı ağaç

yazı-yazu: düz geniş arazi parçası

yazmak:yufka ekmeğini açmak (hamuru yazacağım)

yelmük: yenilebilir yabani ot

yenli: insanlar için hafif,hareketli anlamında kullanılır

yeñşek-yiñşek: rahat,hafif

yerişmek: yetişmek

yesir: esir

yığın: buğday ve arpanın harman yerine getirildikten sonra düzgün bir şekilde üstüste dizilmesiyle oluşur

yıkduduk:yıktırdık

yıldamcı : ara vermeden  her yıl doğuran (genellikle hayvanlar için kullanılır)

yıluk:şaşı

yıluşuk: şımarık,yapışkan

yımırta : yumurta

yırtlaşuk: şımarık,sırnaşık

yirilme : iyice eskiyip parçalanmış

yitük: yitik ,kayıp,az görünen

yitümek-yütümek: yitirmek

yonga:balta ile odun kestikten sonra arta kalan küçük ağaç parçaları

yordumak- yoydumak: herhangi bir işin gerçekleşmesini engellemek için kötülemek

yoşanmak: eskimek

yuğurmak: yoğurmak

yumak: yıkamak

yundu: bulaşık suyu,kirli su

yunducu:her yere giren ,hiçbir şey seçmeyen

yunmak: banyo yapmak,yıkanmak

yülümek:temizlemek,yolmak

yüngül: eli hafif

yüzün guylu: yüz üstü

 

Z

zabah : sabah

zabâsı gün : ertesi sabah

zağ : istek,tav,heves

zağar : küçük köpek

zağı geçmek: hevesi geçmek,zamanı geçmek

zahan: büyük  tabak

zahar- zaar: söylenen sözü kabul etme doğrulama anlamında kullanılır

zahir:gerçek ,sahi

zahra : hayvan yiyeceği

zahti : zaten

zarta: abartılı konuşma , palavra

zarzavat-zerzavat: yiyecek ,öteberi

zelve bağı:  zelveyi bağlamakta kullanılan  kendir ipi

zelve: koşum hayvanlarını boyunlarından boyunduruğa bağlamak için meşe dalından yapılmış araç

zembil-zenbil:hasırdan yapılmış Pazar sepeti

zemheri: karakış

zerhoş: sarhoş,kafayı bulmuş

zevzek: olur olmaz yerde çok konuşan,geveze,boşboğaz

zeyil: sahil

zeyin: beyin,zihin

zeze: ince esnek sopalarla oynanan oyun

zıbarmak: ölmek

zıbın : iç çamaşırı

zılgıt: azar,azarlamak

zibidi:aylak, başı boş,işe yaramaz kimse,serseri

zingirdemek : 1. titremek ,2. çok ve boş konuşma

zorlu: işe yarar, çok güzel

 

*Taşköprü Halk Eğitimi Merkezi Müdürü