TAŞKÖPRÜ HALK EĞİTİMİ MERKEZİ
É SÖZCÜK VE DEYİMLERİMİZ Ê
TAŞKÖPRÜ ÇEVRESİNDE KULLANILAN ÖZEL DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
aba : 1. abla; 2. kalın kumaş palto
abanmak : bir şeyin üzerine kapanmak, yüklenmek
abdeslik : el ayak yıkama yeri
abey : ağabey
abuksapuk : saçma sapan
acı : ekşi
acuk : yabani elma cinsi meyve
âcuk : azcık
adak : bir dileğin yerine getirilmesi için allah’a adanan kurban vb.şeyler
adamluklu : hatır sayan , saygıda kusur etmeyen
afur : ahırlarda hayvanlara yem konulan yüksek yer
ağıl : davar ahırı
ağırbasma : uykusu gelme
ağızlık : su yolu kavşağı
ağmak :1.eğilerek yayılmak, 2.tırmanmak
ağnamak : anlamak
ağnamıyo : anlamıyor
ağnanmak : yatıp yuvarlanmak
ağrı : doğru
akça : beyaz ,ak
akıldene-akıldane : akıl veren , yerine göre ükela
alabele : karışık renkli
alaf : ateş,hayvan yiyeceği
alaflamak : 1.ateşlemek , 2.silahı ateşlemek, 3.hayvana ot saman vb yiyecek verme
alagarga : 1. saksağan, 2.iddiaya giren iki kişinin arasında üçüncü kişinin faydalanması
alak : tarla ,bahçe içinde ki tahtadan yapılmış kulübe
alarmak : yüzün kızarması,kızarmak
alaş : daha çok beyazı olan karışık renk
alaz : hafif ateş
alber : getir
alma : elma
altıparmak : boyuna kalın çizgili üçetek,saman atmaya yarayan büyük yaba
amaskene : erik çeşidi (köçekli yöresi)
amel : ishal
amıca : amca
amrukmak : heveslenmek, imrenmek
anaç : işin kurnazlığı yönünde usta olan
anadut : üç parmaklı deste atmaya ,sap toplamaya yarayan araç
anca : ancak
añız : ekin biçildikten sonra köke yakın kalan kısım
anteri : gömlek
apaz-hapaz : avuç içi, avuç
apışmak : şaşırmak
ardılmak : yaslanmak ,tutunmak
arık : tarla içinde pulluk yada kürekle yapılan bölümler
arkalayı : gıyaben ,arkasından
artuk : sofrada yada yendikten sonra kalan yiyecek artığı
aşermek-aşyermek : kadıların hamileliklerinin ilk aylarında değişik yiyecekleri istemesi
aşlak : elma ağacı fidanı, fidan
avanak otu : sigara
avara : boş,işsiz güçsüz,avare
avkuru : yanlamasına
avlu-havlu : evlerin altındaki boşluk
avu-ağu : zehir
avuz : yavrulamış ineğin ilk sütünden yapılan tatlı
ayaklık:sokak kapısı eşiği,ayakkabılık
ayaksınmak: zahmet etmek
ayakyolu: hela
ayana: ay anne,ay ana
ayanguru: ayakta kendiliğinden kurumuş ağaç
ayaz:soğuk rüzgar
aydaş: zayıf ,cılız çocuk
aymak: kendine gelmek ,sonradan hatırlamak
ayruk:bir çeşit ot
azarmuk: azarlama işi
azık:çobanların yada yola gidenlerin sırtlarına sardıkları yiyecek
azınsımak:az bulmak
B
badı: kaz
bağır: göğüs
bakacak: ahşap köy evlerinin salonlarında penceresiz ,camsız sokağa bakılan yeri
bakraç: su taşınan kova ,helkek
bandumak: bandırmak ,batırmak
banmak: ekmek batırıp yemek
batya: hamur teknesi
beh:peşinat ,kaparo
behlemek:
bekitmek: kapatmak
beklik: kabızlık
bel: bahçe ve tarlada toprağı karıştırmak için kullanılan kalın kürek
belemek: bebeği beşiğe yatırıp bağlamak
belenmek: yerde yuvarlanmak,üst başın toz toprak olması
belleme: at ve eşeklerin sırtına eğer ve semer altına konulan keçe
belleme: toprağı kürekle alt üst etme
bellü: bilinen,belli
belürsüz: bilinmeyen,belirsiz
beñilemek: aniden ürkmek
beñiş:dişi domuz
beya: bayağı,oldukça
beygir: at
beynamaz: namaz kılmayan
bezmek: bıkmak
bıcıkı: birazcık
bıcımık: minnacık ,ufacık
bıdıkı: küçük
bıldır: evvelki yıl
bınak: hafızası zayıflamış
bıtırak: diken
bızlacı-bızalacı: büyük başlarda hamile hayvan
bızlamak: ineğin yavru yapması
biki:bazı
bildük: bildik,tanıdık
biliş: tanış
binek: binilecek hayvan
bisleğeç-bisleeç: sac üstünde ekmek çevirmeye yarayan alet
boğce: bugece
boğez: bu kez ,bu sefer
boğsuluk:çatı ile tavan arasında kalan boşluk
boğür: belin yan tarafı
borana:sarımsaklı yoğurt ve yağda yapılan yumurtanın karışımıyla yapılan yemek
bostan: mısır,fasulye,sebze tarlası
boyna: devamlı,sürekli
boyunduruk: öküz ve mandaların koşumuna yarayan araç
boz: sürülmemiş tarla
bozgavuran: hıdrellez’ den sonra olan ,sebzeleri yakıp kavuran soğuk
böğürmek:bağırmak
börtdümek: haşlamak
börtüböcü: haşere
böyböy: büyük anne ,babaanne
buba: baba
bulgurşak: küçük taneli dolu
buymak: çok üşümek
buzlacı: doğum yapacak hayvan
büber: biber
bükelek: sıcak havalarda ,sinek yüzünden hayvanların kaçması
büñek: buzağıların annelerini emmesini engelleyen dikenli ağızlık
bürlemek: kapatmak ,örtmek ,sarıp sarmalamak
büşümek : pişirmek
büşüdüm: pişirdim
C
caba: topraktan yapılmış içinde yemek pişirilen kap
calay: sağır ,dilsiz
cam: pencere
care: sigara
cazu: cadı
cedelleşmek: mücadele etmek,münakaşa etmek
cenber-çenber: kadın baş örtüsü
cıbır: tüysüz, gelişmemiş,cılız
cıbırga: cevizi ağaçtan indirmek için kullanılan ince uzun sırık
cıkgada-cıtgada: azıcık
cılaz: cılız
cılıgan: oyun bozan
cılımak: oyun bozmak,sözünde durmamak
cıpcıbır: çırıl çıplak ,üzerinde hiçbir şeyi olmayan
cırlamak: ötmek ,lüzumsuz yere konuşmak
cırmık: tırnakla yapılan iz
cırmıklamak:tırnaklamak
cırtlak:lüzumsuz yere ,ilgisi olmayan yerde konuşan
cıscıvlak: çıplak, tüysüz
cızlamak: ürpermek
cice: hala
cimcüklemek: çimdiklemek
cimpiri-cinibiz: küçük yapılı,hareketli,yaramaz
cincile:ekmeği ve yemeği yapılan mantar çeşidi
civek: kıvılcım
cizleme: cıvık hamurdan tavada yada sacda yapılan yağlı ekmek
coge: minik,cüce
coğüz: ceviz
cöbü: çömlek
curuk-cırık: 1.küçük,2.ezik ezilmiş
Ç
çağıl: tarla ve bahçe kenarlarında harç kullanılmadan taşlarla örülen duvar
çakıldak: su değirmenlerinde ayar çubuğu
çakır: mavi gözlü
çakmak : bir işten anlamak
çalak:ırmak ve çay kenarlarında tarlaları su ve selden korumak için ağaç dallarından yapılan büyük ve sağlam set
çalgu: çalgı
çalguç: yetişkin uzun dişli domuz
çalkama : tereyağı,pudra şekeri ile çırpılarak elde edilen macun
çalmak: sütün yoğurt yapmak için mayalanması
çalu çırpı: ince dal, ince odun
çalu: ince dallı küçük ağaçlar
çaluntu:yeni yapılmış taze yoğurt
çandu-çatma: ağaçların çatılarak yapılmasıyla oluşan ev,samanlık
çapaçul: dağınık,tertipsiz,düzensiz
çapmak: koşmak
çaput: kullanılamayacak kadar eski kumaş parçası
çar : kadınların başlarını örtmekte kullandıkları büyük baş örtüsü
çardak: ahşap binalarda salona verilen isim
çatak- çatuk: 1. ağaçların dallarının birleştiği yer, 2. iki yolun birleştiği yer
çatmak : Üzücü olaylarla karşılaşmak, uğramak
çaylık: köylerde çamaşır yıkanan yer
çecik: eklem yerleri
çeç: buğdayın savrulduktan sonra taneli samanlı kalan kısmı çekerek gidilişi
çekiş: kavga
çemek-çömek: öğendirenin baş tarafına takılan yassı demirden yapılmış alet
çençenleme: çok konuşma
çentük: ağaç vb . şeylerde bıçakla açılan iz
çepel: kirli ,karışık, yaramaz
çepiç: yaşlı kısır keçi
çıkı: azık ,bohça
çıkım: ekin biçerken ,kendir çekerken tarlanın bir ucundan diğer ucuna biçerek yada
çıkışmak: azarlamak
çıkrık:ipliği masuraya sarmak için kullanılan masurayı takıp döndürmeye yarayan alet
çımkı: küçük çubuk
çıvgın:kamıştan yapılan ok benzeri oyuncak
çile: 1.dert,huzursuzluk,2.yumak olmamış iplik bağı
çimmek :yıkanmak
çirpi:ağaç dallarının çok ince olan parçaları
çiten: ahırda yeni doğmuş hayvanlar için ayrılmış bölüm
çiyit: çekirdek
çokmak: köpeğin havlaması
çokratma: yemek çeşidi
çoñ: hayvanlarda kuyruk sokumu
çongal: birbirine bitişik
çöğdümek: 1-ayakların yardımıyla basarak yada elle asılarak bir tarafa devirmek,2-ayakta işemek
çöğmek: işemek
çökelez: sincap
çökmek: sütün bozulması
çökü: evli kadınların başlarına taktıkları başlık
çördük : yabani meyve
çörek: fırın yada ocakta yapılan ekmek
çörü: pasaklı
çözgü:bez dokuma işliklerinde yapılan işlem
çözme : el dokuması bez
çufal: çuval
çufalduz: çuvaldız
çükündür: pancar
çüş: at ve eşekleri durdurmak için söylenen söz
D
daban: tarlayı düzlemekte kullanılan ağaçtan yapılmış araç
dadak: bebek yiyeceği
dağnamak: ayıplamak
dakılmak:sataşmak
dakım daklavat: bir işte kullanılması gereken araç gereçlerin tümü
dakım: sigara ağızlığı
dakım:sigara içmek için kullanılan ağızlık
dakışmak: sataşmak,peşinden ayrılmamak
dalapsamak: at ve eşeklerin çiftleşme arzusu içinde olma durumu
dalaş: köpek kavgası
dallamak: karıştırmak ,iyilerini ayırmak, seçmek
dam: hayvan barınağı, ahır
dangalak:kendini beğenmiş ,ukela
dangırdamak: gelişi güzel ,bağırarak konuşmak
daraba :1.tahtadan yapılmış çit, 2.köy evlerinde salondan dışarıya bakmak için kullanılan penceresiz yer,bakacak
daş : taş
davar: koyun ve keçiye verilen ad
dayak: kağnı arabasının okunun birleştiği yere bağlanmış,arabayı ayakta tutmaya yarayan ağaç kazık
debelenmek: tepinmek
debertmek-debeşlemek: deşmek, karıştırmak,ellemek
değirmi : yuvarlak
değirmilik :başa örtülen eşarp veya yemeni
değmen: değirmen
deh: at ve eşekler için kullanılan hareket emri
dek durmak: düzgün durmak
dek gelmek: 1.uymak aynısı olmak,2.rastlamak,3.isabet etmek
dekleştirmek: tamamlamak
demin: biraz önce
depestü: baş aşağı,tepe üstü
depük-depmük: tekme
depüklemek: tekmelemek
deste:buğday ve arpa tırpanla biçildikten sonra küçük öbekler halinde bir araya getirilmesi
destimen: mendil
devdala: iri yarı kocaman
devek: kabak,salatalık vb. bitkilerin kök ve gövdesi
deyda: daha orada ,işte orda
dıbırga: saçsız,kel
dığdının dığdısı:uzaktan akraba
dıkılmak: tıkılmak ,batmak
dıkım: lokma
dıkınmak: yiyecek atıştırmak
dıkıvi: yiyiver
dıkmak: yemek yemek
dıncıkmak: içlenmek,duygulanmak,ağlamaklı olmak
didi :söyledi,dedi
didiklemek: çok ince parçalara ayırmak
didişlemek: gelişi güzel karıştırmak
didmek:1. tavuk, horoz vb. hayvanların gagalaması,ısırması 2. çok ince parçalara ayırmak
dikelmek-dinelmek: karşı gelmek
diñek:dik duran
dingildemek: iki yana sallanma
dink:buğdayı keşkek haline getirmek için kullanılan içi çukur büyük taş
dirgen:uzun saplı çatal şeklinde daha çok ağaçtan yapılmış sap ve saman atmaya yarayan
diri efe:çok güzel ,çok iyi
dirlüksüz: geçimsiz,dirliksiz
divan: aynı muhtarlığa bağlı mahalleler
diyon : diyorum
diyze-deyze: teyze
dizlik: uzun paçalı don
dogu: erkek hindi
doğah:koşum hayvanlarını durdurmada kullanılan söz
dokuma: uzun sırık yada sopayla ceviz vb. meyveleri ağaçtan düşürme
dolak: çarıkların üzerine ayak bileklerinden dize kadar sarılan yünden dokuma
dolama: bohça
don : kilot
dongra:vücut da birikmiş bulunan kir,daha çok el üzerinde olan kir,pas
dölük-delük: delik
döngel: muşmula da denilen yabani meyve
döşek: yatak
dumo-dumoğu: grip,nezle öksürük olma
duş: siper,gizlenecek yer
duta:meyveye zarar vermeden daldan elle toplamak
düğe: 1.ineğin dişi yavrusu,2.yavrulamamış dişi sığır
düğen: buğday ,arpa saplarını kırmak tanelerini ayırmak için
düñürşü: damat ve gelinin ana ve babalarının akrabalık durumu
dürü:1.düğün olmadan önce kız tarafının yakınlarına alınan hediyeler,2.düğüne davet ederken yakınlara verilen hediyeler
düzen: bir iş için kullanılacak araç ve gereçlerin tümü, düzenek
düzenbaz- düzenci: yalancı ,hilebaz
düzme: uydurma
E
ebişek: kanlıca mantarı
ecir: sabır
êcük: az, azıcık
ecünnü :
efe: güzel ,iyi
eğirmek: ip bükmek
eğlek-eğrek:hayvanların öğle vakti dinlendikleri su başları
eğretü: eğreti,uydurma, gelişi güzel
eğşi: ekşi,meyvelerden yapılan marmelat
ehil:eş ,koca (köçekli )
ehlim: eşim ,kocam
ekin :buğday,arpa gibi tahıllar için kullanılır
ekleşmek:sataşmak ,musallat olmak
elber:götür
elet:götür
eletmek: alıp götürmek
ellik:eldiven
elti: erkek kardeşlerin hanımları
emi:he mi,tamam mı,anladın mı
emme:ama
emmi:amca
encik:kedi yavrusu
eñek :karasabanın elle tutulacak yeri
enemek:erkek sığırların hayalarının sıkılması yada alınarak kısırlaştırılması
enenmiş: kısırlaştırılmış
engâre : angarya
entari : kadın elbisesi
enûk:köpek,köpek yavrusu
erinmek:üşenmek
erkeç: erkek keçi
ersün-ersiren: ekmek hamurunu alma ,kesme aleti
erük: erik
essah: sahi,gerçek
esvap: giyecek
eşelek :meyvenin yendikten sonra arta kalan kısmı
eşinmek:hayvanların ön ayakları ile toprağı eşmesi
eşük:çukur,eşik
etene : yavrulayan hayvandan düşen parça,et parçası
evcümen:evine bağlı
evir:çekilip kurutulmuş kendir çubuklarının deste haline getirildikten sonra yağmurdan korumak amacıyla dikine bir arada toplanması
evlek:tarlayı ekime hazırlarken bölümlere ayırmak
evmek:1.acele etmek,2.özenmek,fazla incelemek ,bir şeyin üzerinde ısrarla durmak
evsoğuz :eğmek, bükmek
eyin: elbise, üst baş
eylenmek:1. dalga geçmek,2.beklemek
eyleşmek:beklemek
eyninde : üstünde başında elbise anlamında(eyninde göyneği yok)
eyoğü: kaburga kemiği
ezen: ezan
F
fanfanlamak:elden ayaktan düşmek, ihtiyarlamak
fehim :anlayış
fehimli: anlayışlı
fehümsüz:anlayışsız
ferfene : kebap paylaştırma işi
ferik:1.piliç,2.genç güzel
ferk: sürülerek nadasa bırakılan tarla
feslek:bezelye
feşel:haşarı,yaramaz
fır dolayı:çepeçevre
fışkı :artık,pislik birikintisi
fışlamak:1.yoğurdun bozulması ,ekşimesi 2.hamurun fazla kabarması
filke:musluk,daha çok kovalara takılan musluk
fina fes: süslü kadın başlığı
fingirdek: hareketli,oynak,yerinde duramayan
firaset: beceri,kabiliyet
firasetlü: becerikli,kabiliyetli
fistan :kadın elbisesi
fişek: 1.yayık yayma aracı,2.tabanca ,tüfek mermisi
fişirdek: fazla hareketli,olur olmaz yere burnunu sokan
fol:yumurtalıkta bırakılan yumurta
folluk:tavukların yumurtlama yeri
G
ga’le almak:önemsemek
gabalak:geniş yapraklı,kabağa benzeyen bitki
gabalayı:tahmini
gadak: kardeş (köçekli yöresi)
gafa kaadı: nüfus cüzdanı
gağışdamak: sürtünmekten çıkan ses
galafat: kağnı arabalarının üzerine konulan ot,buğday sapı vb. şeyleri taşımaya yarayan alet
galag: 1. burun kemiği,2.şapkanın siperliği
galan: artık
galbur: kalbur
galemşe –gılemşe:yabani kuşkonmazın yenilen sürgünü
galender: kalender,iyi karakterli
galle: patatesten yapılan bir yemek
gama:1.bıçak,2.odun yarmak için kullanılan büyük ağaç çivi,3.ağaçlarda aşı yaparken
gancık: dişi
ganere: başı boş gezen sahipsiz köpek
ganere: başı boş gezen sahipsiz köpek
ganıksama: alışma ,kanıksama
ganluca:mantar türü,kanlıca
ganrılmak: yıkılıp devrilmek
ganruk: 1.kırılmış ağaç dalı,2.kambur olan
gap gara: simsiyah
gapatma: metres
gapcuk:1.mısır koçanının dış kabuğu,2.tüfek ve tabanca mermilerinin kovanları
gapgaşuk: tabak ,kaşık
gara:1. kara ,siyah,2.esmer
garagavuk: yenilen yabani ot
garaltu: hayal meyal görünen, karartı
garasakız: çam sakızı
garavana:büyük yemek kabı
garık: kabak,salatalık vb. sebzelerin tohumlarının dikimi için hazırlanan yer
gasben: kasdi,kasıtlı
gasbenlik: inadına,kasden
gasiyen: kusmak
gasnak: kasnak
gasu: ahırda buzağıların konuldukları yer
gasuk: kasık, bacakların vücut la birleştiği yer
gaşo :kaşağı
gaşuk: kaşık
gaşukluk: kaşıklık,kaşık konulan yer
gaşuntu: kaşıntı
gavi: sağlam, kavi
gavralamak: kavralamak,sıkı tutmak
gavruk: ateşte,yada güneşte yanmış, kavruk
gavuç: fıtık olan kimselere verilen isim,lakap
gavur kürkü: ateş yakılarak yapılan bahar kutlaması
gavur: 1.düşman,2.müslüman olmayan yabancı milletler için kullanılır
gavut: meyve kurusu ve tahılların öğütülmesinden meydana gelen un
gavza: iç dünyası,ruh hali
gayınna:kayınvalide
gaykılmak: bir tarafa yatmak
gaynamak: şaka ile karışık rahatsız etmek
gaynata: kayınpeder
gaypak: sözünde durmayan ,kaypak
gayrı-gayrık: bundan sonra, bundan böyle
gazel:mısır bitkisinin yaş veya kuru gövdesi
geber: öl
gebermek: ölmek
gebre: hayvanların sırtını temizlemek için kullanılan kalın keçe
gecene: tahtadan yapılmış, iki kişi ile yük taşıma aracı
gelepceklü:hastalıklı,maraz
gelebe: 1.sarılmış iplik,2.kuyu dolabı
geme: kuyruksuz iri fare,sıçan
geri yanki: arkadaki,geride kalan
getü: getir
gevmek :1-ağızda bir şey çiğnemek,2-biriyle dalga geçmek
geyirmek: ağızdan gaz çıkarmak
geyrek: kaburga
geysi:çamaşır,elbise
geysilik:çamaşırlık,çamaşır yıkama yeri
gıcı:çam kozalağı
gıdık: çene altı
gıdırgıymuk: azar azar, küçük küçük
gıldırdamak:tıkırdamak,gürültü yapmak
gıldırtı:tıkırtı gürültü
gılıbık: eşinin sözünden çıkmayan erkek
gınnap: kındap,ince bükülmüş kendir ipi
gırbo: kurbağa
gırna: zayıf, çelimsiz
gıruk: kırık
gıt dutmak: az tutmak,teğet geçmek,değip geçmek
gıt: eksik ,az,yetersiz,kıt
gıtmür:cimri, kıtmir
gıvıç: çamlık alandaki humuslu toprak
gıyak:güzel
gıygaşuk:yarı açık kalmış ,aralıklı
gıyışayuk: yenilen yabani ot
gıymak: acıma hissi,kıymak
gıynak :parça ,kenar
gızansak:çiftleşme arzusu duyan köpek
gidişme: kaşıntı
gine: yine
girüntü: 1-başka yerden gelip yerleşen,2-iç güyo,iç güveyi
gobel:1.yaramaz ,haylaz,2.annesi ,babası olmayan çocuk
goca:1.koca,2.ihtiyar yetişkin
gocunmak:alınmak
goçak-goçmar: yenilebilir mantar türü
gofur:kendini beğenmiş
goğün yüzü: gök yüzü
golük : eşek
gopça : kopça, düğme
goraf:1.kesilip istif edilmiş odun 2.istif edilmiş küme
gotüme: götürme
gov: kov,şikayet,laf taşıma
govsak: hafif aralık
govsek-gövsek: hayvanların çiftleşmeyi arzulaması
goyu: torba yoğurdu
gozalak: kozalak
göcen: tavşan yavrusu
göğermek:1.morarmak,2.olgunlaşmak
gök: 1.mavi,2. gökyüzü
gölbez: köpek yavrusu
gölbez: ufak gelişmemiş kendir
gömgök: masmavi
gön: sığır derisi
görebi-görebe: diken kesmek için kullanılan uzun saplı kesici alet
göresi gelmek: özlemek
götlek: ibne
götü gara: yenilebilir mantar türü
götü: götür ,al git
götümek: götürmek,alıp gitmek
götün götün:geri geri gitmek
göv-göğ:gök yüzü
gövlek:çiftleşme arzusu olan büyük baş hayvan
göynek: gömlek
göynük: verimsiz arazi
göynümüş: iyice olgunlaşmış,içi geçmiş
gözer-gozer:buğday elemek için yapılmış kalbur
gubar: tasa üzüntü
gubat : kaba,kaba görünüşlü
gubur: lağım
gubür: evin içinde süpürüldükten sonra ortaya çıkan toz ve çöpler
gudekçi: 1.oyunda ebe
guma : kuma, evli kadının üstüne gelen kadın
gumpiri-gumpil: patates
gundak: yavru
gundak:1.kedi ,köpek yavrusu,2.deste haline getirilmemiş kendirin bir kucağı
gunnacı:yavru yapacak hayvan
gunnamak:hayvanın yavru yapması
gurtlanmak: 1-şüphelenmek,2-kıskanmak
guruluk:evlerin önünde yada yanında eşyaların ,araç gereçlerin yağmurdan korunması
guş ekmeği: kuşekmeği,yenilen yabani ot
guşluk: çatıya çıkılan yer
guyo: damat
guz: güneş görmeyen ,kuzeye bakan yer
guzgunluk:çatıya çıkılan yer
guzlacı:yavru yapacak keçi,koyun
gücük:1.şubat ayı,2.küçük
güdek: 1.nöbet,ebelik sırası,2.kısa
güdük: küçük kalmış, kısa boylu
günücü:kıskanç
günülemek: kıskanmak
güvendim: sevindim
güvenmek: sevinmek
güvlek:1. kuyudan su çekmek için kullanılan kova ,2. tahtadan yapılmış kova
güyo : damat
H
habire-hebire: devamlı,sürekli
haçan : her zaman ,devamlı
hak:1.tahıl ölçmeye yarayan kap,2.düğünlerde gelin almaya gitme
hakçı: düğün alayı,gelin almaya gidenler
halbüsem: halbuki
halıkmak: gelişmek ,büyümek
halıkmamak: gelişmemek, büyümemek
hambar: ambar, büyük kiler
hamla: hamle
hamur: makarna vb. yiyeceklere verilen isim
hapaz:avuç
harar: harhar, büyük çuval